Press Reviews about Nedim Hazar - A Selection
En Sevdikleri Müzik Kuştepe Blues
Akşam, 08.10.2004
Yaşam müziğin ritminde akıyor Kuştepe'de. Ara sokaklardan darbuka
sesleri yükseliyor, yeni yürümeye başlayan çocuklar şarkılar söylüyor
kaldırımlarda. En azından Kuştepe'ye dair belleğimize yerleşen
görüntüler böyle anlatıyor mahalleyi. Oysa Nedim Hazar'ın yazıp
yönettiği 'Kuştepe Blues' adlı belgeselde öğreniyoruz ki mahalle
sakinlerinin yalnızca dörtte birini Romanlar oluşturuyor. Geri kalanı
Karadeniz'den, Kayseri'den, Kahramanmaraş'tan yani Anadolu'nun dört bir
yanından göçen insanlar. O zaman 'Kuştepe Blues'a da 'Kuştepelilik'
olgusuna da bakışınız değişiyor. 'Burhan Öçal & Trakya All
Stars-Sılaya Dönüş' ve 'Mercan Dede ile Bir Yolculuk' gibi belgesellere
imza atan Hazar'ın ifadesiyle 'Kuştepe Blues'un çıkış noktası kamerayı
mahalle sakinlerine çevirmekten çok Türkiye'nin müzikal yolculuğuna
ışık tutmak: ' Türkiye'de müzik eğitiminin nasıl olduğunu anlatan bir
belgesel çekecektik. Çünkü bir yanda babadan oğula geçen geleneksel
eğitim var, bir yanda da çağdaş eğitim. Başlangıçta Anadolu'yu
dolaşacaktık. Sonra fark ettik ki Kuştepe her iki örneğin aynı anda
yaşandığı bir yer.'
Kuştepe'yi müzikal anlamda mikro örneğe dönüştüren İstanbul Bilgi
Üniversitesi Müzik Bölümü'nün üç yıldır Kuştepeli çocuklara ücretsiz
solfej, enstrüman ve teori dersleri vermesi. Kuştepeli çocuklar müzikte
Mannheim Okulu'nun öneminden tutun da solfej eğitimine kadar pek çok
alanda öğretim görevlilerinden dersler alıyor. Hazar 'Çekimler
sırasında modern eğitimin de geleneksel eğitimden öğreneceği çok şey
olduğunu anladık. Nurgül Ceylan, Bülent Ersoy'un emekli klarnetçisi
Çorlulu Nazmi Zurnacı ve oğlu Savaş Zurnacı gibi filme konu olan
insanlar bizi çok heyecanlandırdı. Bu küçük mahallede birçok farklı
dünyanın olduğunu keşfettik' diyor.
Kuştepeliler'in film ekibine yönelttiği bir soru Hazar'ın da diline
takılıyor: 'Şimdi her şey iyi hoş da beş yıl sonra ne olacak?' Bu
cevabı bulmak kolay değil elbette ama Hazar ve ekibi teker teker
insanları ele almak yerine kültürel açılımları inceleyen çalışmalar
yapmanın önemini fark etmiş. Dolayısıyla 'Kuştepe Blues'u bir başlangıç
olarak kabul ediyor ve yola 'Caddenin Karşı Tarafı' olarak
adlandırdıkları bir projeyle devam ediyorlar.
ROMANLAR ULUSAL KİMLİKLERİNİ İSTANBUL'DA BULDU
Bir diğer proje de Bilgi Üniversitesi, uluslararası Roman network'ü ve
Troyamedya'nın birlikte gerçekleştireceği İstanbul Romanları'yla ilgili
daha kalıcı bir çalışma. Bu arada çok ilginç bir ayrıntıdan da
bahsediyor Hazar: 'Yeni ortaya atılan bir teze göre Romanlar,
Hindistan'dan yola çıkıyor ama kimliklerini İstanbul'da buluyor. Bizans
döneminde Sulukule'ye yerleşiyorlar. Osmanlı döneminde de Sulukule'deki
Romanlar'a sancak veriliyor. Yani ulusal kimlikleri Osmanlı döneminde
oluşuyor. İstanbul'un Romanlar'ın tarihinde son derece önemli bir yeri
var.'
Kuştepe sakinlerinin yalnızca dörtte birinin Romanlar'dan oluştuğunu
söylemiştik. Peki Kuştepe'de diğer şehirlerden gelen insanlarla
Romanlar gerçekten kaynaşmış durumda mı? Hazar'ın yanıtı şaşırtıcı:
'Hayır, ama bu bence insanların kültürel kimliklerinin göçmen
olmasından kaynaklanıyor. Göçen toplum içine kapanır ve sadece göçtüğü
yerle bağlantı kurar. Buradaki Romanlar'ın bir kısmı Trakya'dan, bir
kısmı İstanbul'dan, ama bir de aralarına bile kabul etmek istemedikleri
Kayserili Alevi Romanlar var. Onlar başka bir sokakta oturuyor ve
kaynaşmıyorlar.'
Kısacası müziğin bile çaresiz kaldığı anlar var...
